Türkiye’de üniversitelerde yapılan doktora çalışmalarında iki belirgin eğilim dikkat çeker. İlki teorik tartışmalarla meşgul olmaktan uzak durma, ikincisi, sadece Türkiye’yle ilgili bir çalışma yapmadır. Danışmanlığını yaptığım tezlerde öğrencilerimi hep bu eğilimlere kapılmaktan uzak durmaya teşvik ettim. Bunu yaparken iki gerekçeye dayandım. İlki ve daha önemlisi uzun vadede fikir ve bilim hayatında asıl olanın teori olmasıdır. Teori olaylar yığının tasnif ederek çalışılacak konu bulmadan konumuza nasıl yaklaşacağımıza kadar uzanan geniş bir yelpazede yardımcı olur. Olaylar ve olguların görünümleri değişse bile, özleri ve genel özellikleri değişmiyor olabilir. Böyle midir değil midir, ancak bir teorik yaklaşımla anlayabiliriz. Teorimiz bize çalışmaya neyin değer neyin değmez olduğunu söyler. İkincisi, teori çalışmaktan kaçınarak sadece mahallî problemler ve konular üzerinde odaklanmanın bizi dünya fikir piyasasında ikinci sınıf kalmaya mahkûm etmesi tehlikesidir. Dünya bilim ve fikir çevreleriyle aynı dili konuşmak ve evrensel beşerî sorunlardan ve onlar hakkında yazılan çizilenlerden haberdar olmak istiyorsak, sağlam bir teoriye sahip olmamız gerekir.
Yıllar içinde öğrencilerimin bazıları teori çalışma yolundaki telkinlerime ciddî direniş gösterdi. Zekeriya Tüysüz bunlar arasında değildi. Zekeriya da teoriyi sevince, bir tez konusu belirlemek ve çalışmak hem kolaylaştı hem tam bir zevk haline geldi. Seçilen konu da çok ilginç ve ilginç olduğu ölçüde Türkiye’de az ele alınan bir konuydu: Siyaset Teorisinde Mükemmeliyetçilik.
Bu tez, yanılmıyorsam, ülkemizde bu konuda hazırlanan en kapsamlı çalışmadır. Zekeriya eserinde mükemmeliyetçiliğin tanımından işe başlamaktadır. Daha sonra mükemmeliyetçilik taraftarı ve karşıtı yaklaşımları gerekçeleriyle ayrıntılı biçimde ele almaktadır. Kendisinin mükemmeliyetçilik karşıtı çizgiye yakın durduğu çalışmada gizlenmeyen bir gerçek olarak ortaya çıkmakla beraber, yazar mükemmeliyetçilik lehine argümanları da objektif ve anlaşılır biçimde takdim ve analiz etmektedir. Zekeriya analizlerinde zaman zaman “yerli” olgu ve fikirlere de atıf yaparak, teorik analizlerinin Türkiye ile ilişkilendirilmesini kolaylaştırmaktadır.
Bu çalışmayla Türk fikir hayatına gerçek bir katkıda bulunan Zekeriya Tüysüz’ü tebrik ediyorum. Dilerim, başka meşguliyetlerinin akademik çalışmaları ihmal etmesine sebep olmasına izin vermez ve yeni makale ve kitaplarla karşımıza çıkar.
Prof. Dr. Atilla Yayla
19 Ağustos 2009, 23:24
Değerli dostlarım,
Okuma hızım, sizin yayın süratinize yetişemiyor. Ama çok memnunum. Halkımızın bilgi açığını ve açlığını en iyi karşılayacak bir yayın topluluğu olarak sizleri kutluyorum. Ufuk açıyorsunuz. Teşekkür ediyorum.
Ömrüm oldukça, gücüm yettikçe okuyarak, tavsiye ederek ve dua ile destek olacağım…