<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>LiberteBLOG</title>
	<atom:link href="http://www.liberteblog.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.liberteblog.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Jun 2010 13:46:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bir Kâbus: Eşitliğin Altın Çağı</title>
		<link>http://www.liberteblog.com/2010/06/30/bir-kabus-esitligin-altin-cagi/</link>
		<comments>http://www.liberteblog.com/2010/06/30/bir-kabus-esitligin-altin-cagi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 13:42:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Harun Kaban]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[editör'den...]]></category>
		<category><![CDATA[2081]]></category>
		<category><![CDATA[Adaletin Unsurları]]></category>
		<category><![CDATA[Anthem]]></category>
		<category><![CDATA[Ayn Rand]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[David Schmidtz]]></category>
		<category><![CDATA[Elements of Justice]]></category>
		<category><![CDATA[equality]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlikçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Harrison Bergeron]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt Vonnegut]]></category>
		<category><![CDATA[liberte yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Murray N. Rothbard]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.liberteblog.com/?p=205</guid>
		<description><![CDATA[Yazı: Harun Kaban
“Yıl 2081’di ve sonunda herkes eşitti. Sadece Tanrı ve kanun önünde değil, her yönüyle eşittiler. Hiç kimse bir diğerinden daha zeki değil, hiç kimse bir diğerinden daha iyi görünüşe sahip değildi. Hiç kimse bir diğerinden daha güçlü ya da eşit de değildi. (…) Eşitliğin altın çağıydı.”
Bu satırların tasvir ettiği dünya inanın hiç yaşanılır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-206" style="border: 1px solid black; margin: 1px;" title="harrisonbergereon" src="http://www.liberteblog.com/wp-content/uploads/2010/06/harrisonbergereon.jpg" alt="harrisonbergereon" width="216" height="309" />Yazı: <a href="http://hkaban.blogspot.com" target="_blank">Harun Kaban</a></p>
<p>“Yıl 2081’di ve sonunda herkes eşitti. Sadece Tanrı ve kanun önünde değil, her yönüyle eşittiler. Hiç kimse bir diğerinden daha zeki değil, hiç kimse bir diğerinden daha iyi görünüşe sahip değildi. Hiç kimse bir diğerinden daha güçlü ya da eşit de değildi. (…) Eşitliğin altın çağıydı.”</p>
<p>Bu satırların tasvir ettiği dünya inanın hiç yaşanılır bir yer değildir. <a href="http://www.vonnegut.com/" target="_blank">Kurt Vonnegut</a>’un 1961’de yazdığı <a href="http://www.tnellen.com/cybereng/harrison.html" target="_blank">“Harrison Bergeron”</a> adlı kısa hikâyesinde bize “mutlak eşit” bir dünyayı tasvir ediyor. Hikâye 2009’da <a href="http://www.vimeo.com/8133043" target="_blank">“2081”</a> adıyla bir kısa <a href="http://finallyequal.com/ ">film </a>olarak uyarlanmış.</p>
<p>Hikâyenin anlattığı basit: İnsanlar eşit doğmadığına göre ve “mutlak eşitlik” doğaya aykırı olduğuna göre, bunu siz “yasalar” vasıtasıyla “otorite” olarak yapmaya çalışırsanız ortaya ucube bir durum çıkar. “Normal”den akıllı insanların düşünmesini engellemek için kulaklarına bir alet takılıp, düşünmeye başladıklarında güçlü ses dalgaları ile bunu engellemek; “normal”den güçlü insanların vücutlarına ağırlıklar bağlamak, “normal” güzel insanların yüzlerine maske takmak… Böylece, sadece tanrı ve kanun önünde değil, her manada eşit olur insanlar, kimse bir diğerinden daha güçlü, daha güzel ya da daha akıllı olmaz, herkes eşit olur.<span id="more-205"></span>“Herkes eşit olsun!” Bu sözün kulağa bu kadar hoş gelmesinin nedeni sanırım üzerinde fazla düşünmemiş olmamız ve solcu ezberlere gözümüz kapalı itibar etmemiz. Mutlak eşitlik adaletin en büyük düşmanıdır ve aslında “herkesin eşit olduğu” bir ütopyanın kastettiği “adil bir dünya” istemidir.</p>
<p>“Eşitlik” ile “adalet” kavramları hep karıştırılır ve sloganlarda kastedilen şey aslında “adalet”tir. Mutlak eşitlik mümkün olmayan, öyle ki, kazara mümkün olursa tam bir kâbus ortamı yaratacak olan bir durumdur.</p>
<p><a href="http://mises.org/about/3249" target="_blank">Murray N. Rothbard</a> <a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=Mw==" target="_blank">“Eşitlikçilik: Doğaya Karşı İsyan”</a>da bahsediyor bu hikâyeden. İlgili makalede <strong>Rothbard</strong>, eşitlikçiliğin teorik olarak mümkün olmadığını anlatırken, <strong>Vonnegut</strong>, <em>Harrison Bergeron</em> adlı hikâyesi ile pratikte çok daha korkunç sonuçlar verebileceğini çok güzel anlatıyor.</p>
<p><em>Harrison Bergeron</em>’un bir disütopya olması ve solcu ezberlerin çok kullandığı “sosyalizmin yanlış uygulanması” meselesine de değiniyor <strong>Rothbard</strong>, nitekim “mutlak eşitlik” kavramının bu kadar popüler olmasının ve yanlış anlaşılmasının en önemli nedenlerinden birinin de bu ezber olduğu açık. Bu ezber, doğal olarak “bu bir hikâye, bir kurgudur” eleştirisine bulunacaktır. Fakat tarih ve yaşanmış örnekler bu eleştiriyi de boşa çıkarıyor. <a href="http://www.aynrand.org/" target="_blank">Ayn Rand</a>’ın <a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=MTAw" target="_blank">“Ben”</a> adlı hikâyesinde <em>“Eşitlik 7521”</em>in (<em>Equality 7521</em>) başından geçenlerin sadece <strong>Ayn Rand</strong>’ın zihninden geçenler olduğunu söylemek biraz zor. <strong>Rand</strong>’ın Ben’de anlattığı atmosfer ve anlatılanlar, Sovyetler’de, Çin’de neredeyse birebir yaşanmış şeyler. Hikâyeyi okurken <strong>Rand</strong>’ın anılarını okuduğunuz hissine kapılıyorsunuz.</p>
<p>Son olarak, <a href="http://www.liberte.com.tr" target="_blank">Liberte Yayınları</a>’ndan yakınlarda çıkan, bence günümüz filozoflarından, <a href="http://www.u.arizona.edu" target="_blank">Arizona Üniversitesi</a>’nde Özgürlük Felsefesi Programı Direktörü <a href="http://www.u.arizona.edu/~schmidtz/" target="_blank">Prof. David Schmidtz</a>’in <a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=MzE1&amp;kat=&amp;kat1=" target="_blank">Adaletin Unsurları</a> kitabı ile “adalet-eşitlik” üzerine zevkli bir okuma yapabilirsiniz. Bu üç kitap, zevkli bir düşünce yolculuğu yapmanızı sağlayacaktır.</p>
<p>Ve dua edelim ki “herkes eşit” değil, eğer 2081’deki gibi herkesin eşit bir olduğu bir dünyada yaşasaydık, bu yazının sonuna kadar beynimize birkaç defa güçlü ses sinyalleri gönderilmiş olurdu.</p>
<p><strong>Tanrı bizi “eşitliğin altın çağı”ndan korusun.</strong></p>
<p><strong>Bu yazıda bahsi geçen kitaplar:</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=MzE1&amp;kat=&amp;kat1="><img class="alignleft size-full wp-image-211" title="adaletinunsurlari" src="http://www.liberteblog.com/wp-content/uploads/2010/06/adaletinunsurlari.jpg" alt="adaletinunsurlari" width="221" height="300" /></a><a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=Mw=="> <img class="alignleft size-full wp-image-208" title="esitlikcilik" src="http://www.liberteblog.com/wp-content/uploads/2010/06/esitlikcilik.jpg" alt="esitlikcilik" width="197" height="300" /></a><a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=MTAw"> </a><a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=MTAw"><img class="alignleft size-full wp-image-212" title="ben" src="http://www.liberteblog.com/wp-content/uploads/2010/06/ben.jpg" alt="ben" width="207" height="300" /></a><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.liberteblog.com/2010/06/30/bir-kabus-esitligin-altin-cagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Blog&#8217;dan Raf&#8217;a: EkonomiTürk</title>
		<link>http://www.liberteblog.com/2010/04/27/blogdan-rafa-ekonomiturk/</link>
		<comments>http://www.liberteblog.com/2010/04/27/blogdan-rafa-ekonomiturk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 19:54:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Harun Kaban]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[editör'den...]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomide hurafeler ve gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomitürk]]></category>
		<category><![CDATA[inan doğan]]></category>
		<category><![CDATA[liberte yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[liman kitapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.liberteblog.com/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[Yazı: Harun Kaban
İnternetin gazeteleri bitirip bitirmeyeceği tartışması artık demode oldu; ne internetin gazetelerin yerine geçeceği, ne de bu düzenin böyle devam edebileceği gibi kesin yorumlar yapmak mümkün değil. Görünen o ki, yaşanan olgu, mahiyeti gereği sürekli kendini yenileyen ve evrimleşen bir süreç olarak, her yeni gelişmeyle yeni bir formata bürünecek…
ABD’de kağıt ve personel giderlerini finanse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-195" title="ekonomiturk" src="http://www.liberteblog.com/wp-content/uploads/2010/04/ekonomiturk.jpg" alt="ekonomiturk" width="215" height="300" />Yazı: <a href="http://hkaban.blogspot.com/" target="_blank">Harun Kaban</a></strong></p>
<p>İnternetin gazeteleri bitirip bitirmeyeceği tartışması artık demode oldu; ne internetin gazetelerin yerine geçeceği, ne de bu düzenin böyle devam edebileceği gibi kesin yorumlar yapmak mümkün değil. Görünen o ki, yaşanan olgu, mahiyeti gereği sürekli kendini yenileyen ve evrimleşen bir süreç olarak, her yeni gelişmeyle yeni bir formata bürünecek…</p>
<p>ABD’de kağıt ve personel giderlerini finanse etmekte zorlanan bazı yerel gazetelerin yayınlarını internet üzerinden devam ettirmesi, yine ABD’nin, aynı zamanda dünyanın da en büyük gazetelerinin de bir internet politikası geliştirmek zorunda kalması, internetten yayının paralı mı parasız mı olacağı, yazılı olarak yayının ne kadar devam edebileceği gibi tartışmalar her geçen gün farklı bir boyut kazanıyor.</p>
<p>İnternet ve yazılı medya olgusunu değerlendirirken göz önüne alınması gereken olgulara dönem dönem yenileri ekleniyor, bazıları ise kısa bir süre sonra işlevini ya kaybediyor ya da farklı bir işlev kazanıyor.</p>
<p>Söylediklerimizi somutlaştırarak devam edelim.<span id="more-194"></span></p>
<p>Gazeteler hal-i hazırda yaptığı habercilik anlayışını ve formatını ister istemez değiştirmek zorunda kalacak, kısmen de bu yönde adımlar atıyorlar. İnternet haberciliği <strong>“son dakika”</strong> haberciliğini basılı gazetelerden aldı. Artık basılı gazeteler gece olan bir olayı ancak ertesi gün duyurabiliyor. Hatta gazete basılırken olayın mahiyeti birkaç defa değişebiliyor ve <strong>“günlük”</strong> gazeteler bu olayın bütün sıcaklığını ıskalamak zorunda kalıyor. İnternetin <strong>“anında habercilik”</strong> konusunda gazetelerin de bir <strong>“internet”</strong> birimi ihdas etmelerini, internet sitesi için kadro oluşturmaları zorunluluğunu getirdi. Burada, <strong>“internet gazetelerin yerini alacak mı?”</strong> sorusuna kafa yormaktan çok, <strong>“anlık haber”</strong> konseptini aşıp, gazetelerin daha derinlikli, zamana dayanıklı haberler yapmaları, haberleri <strong>“haber verme”</strong>den ziyade<strong> “haber-analiz”</strong> üzerine bina etmeleri gerekeceğini tartışmak gerekir.</p>
<p>Gazetelerin en önemli fonksiyonlarından birisi olan köşe yazısı, yorum fonksiyonunun da artık yeni bir boyut kazanmasına şahit oluyoruz. Sayfa yapısı, mizanpaj sıkıntıları ve yer darlığı gibi nedenler bir yana, özgür yayıncılık ve sansür gibi gazetelerin kurumsal nedenlerinden dolayı yaşanan anlaşmazlıklar, özgür yayıncılık meseleleri <strong>“blog”</strong>larla bu mesele temelinden değişti. Artık büyük gazetelerin ünlü yorumcuları ve köşe yazarları kadar bağımsız blog yazarları da referans alınıyor. Hatta bazı tematik bloglar, kendi konularında basılı gazetelere referans ve haber kaynağı oluyor.</p>
<p>Basılı medya ve internet medyasını da tavuk yumurta hikayesinden çok bağımsız olarak düşünmek pek mümkün değil. İnternet aleminin <strong>“sınırsız”</strong>lığının yarattığı kirlilik gibi blog aleminde bir kirlilik yaşansa da fark yaratan, iyi işler çıkaranlar fark ediliyor. <strong>“Söz uçar yazı kalır”</strong> atasözünü de biraz revize etmek gerekiyor. İnternette üretilen ve yayınlanan içeriğin, hacklenme, sunucu değişikliği veya internetin kendine özgü niteliklerinden dolayı uçma tehlikesi söz konusu. Bu manada yine <strong>“sanal”</strong> alemdeki yazıyı <strong>“gerçek”</strong> alemde de basılı hale getirmek, zamanın ruhuna uygun bir durum. Tematik, belirli bir uzmanlık alanı üzerine içerik üreten blogların içeriklerini kitap olarak piyasaya çıkmaları da dijital çağda değişen yayıncılık tecrübesinin başka bir bölümünü oluşturuyor. Kitap yayıncılığının <strong>“e-kitap”</strong> meylettiği bir dönemde blog yayıncılığının da “basılı” olarak yayın piyasasına girmesi gibi bir fenomen söz konusu oluyor.</p>
<p>İnternet aleminde rüştünü ispatlayan bu bloglardan biri <strong><a href="http://ekonomiturk.blogspot.com/" target="_blank">EkonomiTürk</a></strong> adlı blog. <strong></strong> <strong>Financial Times, Yahoo Finance </strong>ve <strong>Bloomberg</strong> gibi dünyanın önemli finans sitelerinin <a href="http://ekonomiturk.blogspot.com/2010/04/turk-blog-sitesinin-uluslararas-buyuk.html" target="_blank">önerdiği</a>, tematik blogun <strong>Liberte Yayınları</strong>’ndan <strong>Liman Kitapları</strong> markası altında yayınlanan kitabı piyasaya çıktı. Yazarları arasında, genelde ekonomi alanında uzman, aralarında brookerların da bulunduğu, birçoğu alanında doktoralı ekonomistler olan blogun 2009 krizini çok öncesinden haber vermesi gibi birçok öngörüsü piyasalar tarafından da doğrulanmış.</p>
<p>Ciddiye alınan ve sebat ile devam edilen her işin başarıya ulaşması gibi <a href="http://ekonomiturk.blogspot.com/" target="_blank"><strong>EkonomiTürk</strong></a> de 2005’ten beri devam eden yayını ile bloglar arasında fark yaratıp, içeriğinden süzdüğü bir kitap ile bu farkını basılı yayın piyasasına da sundu. Kitap, sadece bir blog içeriği değil, üniversitelerin ilgili bölümlerinde yardımcı kitap olarak okutulacak kadar yetkin, ekonomiye dair kahvehane hurafelerini çürütürken eğlendirecek kadar da rahat bir içeriğe sahip.</p>
<p>Son olarak, ücretli olarak ayrı bir blog daha açan ekip, cüz’i bir miktar karşılığında abonelerine borsa ve çeşitli hisseler konusunda tavsiyelerde bulunuyor. Yine <a href="http://ekonomiturk.blogspot.com/2010/04/bireysel-finans-projesine-katlmc.html" target="_blank">bireysel finans projesi</a> adında orijinal bir proje ile de muhtemelen bir ilki gerçekleştiren blog, kendi kulvarında <strong>Dr. İnan Doğan</strong> yönetiminde başarılı bir yayın yapmaya devam ediyor.</p>
<p><strong><a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=MzEy&amp;kat=&amp;kat1=" target="_blank">“EkonomiTürk: Ekonomide Hurafeler ve Gerçekler”</a></strong> adlı kitap, yayıncılığın geçirdiği serüven açısından da alanında bir ilki gerçekleştiriyor. Dünyada benzer girişimlerin sayısını bilmiyorum ama fazla olduğunu da tahmin etmiyorum, fakat Türkiye’de ilklerden biri ve fonksiyon açısından son derece önemli bir vak’a olarak piyasadaki yerini aldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.liberteblog.com/2010/04/27/blogdan-rafa-ekonomiturk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ninelerimizin Komşuları</title>
		<link>http://www.liberteblog.com/2009/12/14/ninelerimizin-komsulari/</link>
		<comments>http://www.liberteblog.com/2009/12/14/ninelerimizin-komsulari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 16:10:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap'tan...]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Komşularımız]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ninelerimizin Komşuları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ermeni ilişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.liberteblog.com/?p=168</guid>
		<description><![CDATA[Takdim &#8211; Bekir Berat Özipek
Çocukluk arkadaşım Etem’in arabasında Eğin’den Malatya’ya giderken, bomboş görünen bir yolda ardı ardına iki kere kornaya basmasına şaşırmıştım. “Bu bir aile geleneği” demişti. Babasının arkadaşı Setrak Amca’yı selamlıyordu. Yıllarca şoför olarak otobüslerde kamyonlarda çalışmış, yakın çevresinin “Sato” diye hitap ettiği, bir tarafı Eğinli, diğer tarafı Arapkir’in Şepik köyünden, muhabbet ehli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.liberteblog.com/?p=168"><img class="alignleft" title="Ninelerimizin Komşuları" src="http://www.liberte.com.tr/resimler/k1-308.jpg" alt="" width="186" height="300" /></a>Takdim &#8211; Bekir Berat Özipek</strong></p>
<p>Çocukluk arkadaşım Etem’in arabasında Eğin’den Malatya’ya giderken, bomboş görünen bir yolda ardı ardına iki kere kornaya basmasına şaşırmıştım. “Bu bir aile geleneği” demişti. Babasının arkadaşı Setrak Amca’yı selamlıyordu. Yıllarca şoför olarak otobüslerde kamyonlarda çalışmış, yakın çevresinin “Sato” diye hitap ettiği, bir tarafı Eğinli, diğer tarafı Arapkir’in Şepik köyünden, muhabbet ehli bir insanın<br />
vasiyetini yerine getiriyordu.</p>
<p>“Eğer sizlerden önce ölürsem, beni araçların Şepik köyüne geçtiği yolun yanına defnedin. Siz benim dualarımı bilmezsiniz ben sizin. Sadece mezarımın yanından geçerken beni hatırlayın. İki korna sesi bana yeter” demişti babasının arkadaşı. Dostları ile onu tanıyan şoförlerin bu vasiyeti uygulamaları, o yoldan geçerken korna çalmayı bir âdet veya gelenek haline getirmişti.</p>
<p>Ermeni meselesiyle ilgili haberler bana Nathaniel Hawthorne’un “Yeryüzünün Ateşe Verilmesi” adlı öyküsünü hatırlatıyor. Geçmişten kalan ne varsa, uçsuz bucaksız bir meydanda yaktıkları ateşe atıp yok eden bir kuşağın öyküsü bu. Kendi elleriyle kendi dünyalarını yok eden, üstelik bunu mazideki güzellikleri ateşe de vererek yapan talihsiz insanların trajedisi.</p>
<p>Ermenilerle Türklerin ortak tarihine son yüzyılın kirli penceresinden bakan bir Türk veya Ermeni açısından Anadolu’daki bin yıllık beraberlik, hiçbir güzellik içermeyen zorunlu bir beraberlik olabilir. O pencereden bakan milliyetçi bir Ermeni için bütün tarih, “Türk işgali altında geçen asırlar” demektir; aynı camdan bakan milliyetçi bir Türk ise tarihi şöyle “özetler”: “Biz güçlüyken başkaldıramadılar, ne zaman ki zayıf düştük, ilk fırsatta ihanet ettiler.”</p>
<p>İkisinin de dramatik bir yanılgı içinde olduğunu, bin yıllık beraberliğin sadece zorla izâh edilemeyeceğini, bu insanların birbirlerine muhabbet ve merhamet de duymuş olduklarını, birlikte yaşamayı bir erdem olarak değil bir doğal durum olarak gördüklerini, birbirlerini sevdiklerini ve güvendiklerini, birbirlerine ailelerini emanet edip gözleri arkada kalmadan bir yerlere gidebildiklerini, birbirleriyle ömür boyu süren iş ortalıkları kurabildiklerini, kısacası bambaşka bir tarihin de mevcut olduğunu nasıl anlatmalı?<span id="more-168"></span></p>
<p>Bu topraklardaki ortak tarih sadece acıların tarihi olmadı. Eğin’in Gerüşla Köyü’nde, aynı köy meydanındaki çeşmeden su dolduran, topladıkları dutları aynı meydanda Dersim’den gelen Kürtlerin buğdayıyla kalbur ölçüsüyle değiş tokuş eden, aynı köyün içindeki camiye ve kiliseye giden, birbirlerine “Allah kabul etsin” diyen Türklerle Ermeniler başka bir dünyanın insanlarıydı, bugünkü “yaralı bilinç”le malûl Türklerle Ermeniler başka. İkinciler, güzel olan her şeyin, tıpkı Hawthorne’un öyküsündeki gibi, koskocaman bir ateşin içine yandığı bir dünyaya gözlerini açmıştı.<a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=897723"><img class="alignright size-full wp-image-189" style="margin: 1px; border: black 1px solid;" title="roportaj" src="http://www.liberteblog.com/wp-content/uploads/2009/12/bannernineler.jpg" alt="roportaj" width="160" height="300" /></a> Bizim kuşak gözlerini bu dünyaya açtığında, Ermenileri ve Türkleri tahammül ederek değil, barış içinde bir arada yaşatan o şey, çoktan yanıp kül olmuştu. Gerüşla canlılığını yitirmiş, bereket gitmişti. Kimse geçmişten söz etmiyordu; özellikle de “emvali metruke”ye konanlar. Geçmişin kaybedilmiş güzelliklerinden söz edenler arasında, dedem Ahmet Efendi ile “tehcir artığı” komşuları “Marmar Bibi” de vardı. Herkes evinden, yurdundan koparılıp götürülürken, Marmar ve annesi uzun süre bir yerlerde saklanmış, tehlike geçinceye kadar birileri onlara bakmıştı. Uzun kış akşamlarında onların sohbetine kulak veren evin küçük kızının aklında en çok yer eden, akşamları dört köşeli fenerini yakıp misafirliğe gelen Marmar Bibi ile eskilerden söz ederken “hey gidi gençlik, Ahmet Efendi, neler yapardık, neler yapardık” diyen İrza (Rıza) Efendiydi. Ben doğduğumda onlar bu dünyadan çoktan göçüp gitmişlerdi. Onlara dair bütün bildiklerim, o küçük kızın, yani annemin anlattıklarıydı. O evin çocukları için Marmar Hanım’a “bibi”, yani “hala”, yani “babanın kız kardeşi” diye hitap etmenin yadırgatıcı bir yanı yoktu. Ermeni komşusunu anarken “diniyle yarlığansın” diyen, yani “Allah onu kendi dininin kurallarıyla değerlendirsin ki cennete gidebilsin” diye dua eden babaannem Rabia Hanım için de öyle.</p>
<p>Bizim kuşak o duyguyu hiç tanımadı. Düğünlerde çalıp söyleyen ayrılmaz üçlü Davulcu Zoppik, Gırnatacı Cin Ali(k) ve Ohannes artık yoktu. Onların doğal, yapmacıksız ve belki kendilerinin bile far-kında olmadan sahip oldukları beraberlik, muhtemelen onların çocukları için dahi kolay anlaşılamayacak o ruh hâlini ifade ediyordu.</p>
<p>Sonraki kuşaklar, Anadolu’daki Türkler veya diaspora Ermenileri sadece kötü zamanların hatıralarıyla yetiştiler. Oysa o devasa ateşin, karşılıklı öfkeyi besleyen hatıralarının zehirli dumanı genzimizi yakarken dahi, küllerin altında tamamen yanmamış bir şeyler olduğunu görmek mümkündü. Bazen eski bir çeyiz sandığını açtığımızda, onun kapağının iç tarafına işlenen şehrin siluetinde cami ve kilisenin birlikte resmedildiğini gördüğümüzde, bizden öncekilerin sahip olduğu bir şeyleri kaybettiğimizi hissediyorduk; bazen de bugün bize “yabancı” olan dillerle, Ermenice ve Osmanlıca yazılmış bir çeşmenin kitabesini birileri bizim için okuduğunda. Bazen de felaketin ortasında yaşanmış olağanüstü bir vefa ve fazilet öyküsü bizi “biz ve onlar” illüzyonundan sıyırıp çıkarıyor ve insanların Türklüğün ve Ermeniliğin ötesinde, çok daha farklı bir temelde ikiye ayrıldığını gösteriyordu.</p>
<p>Soykırım Tasarısı’nın ABD Temsilciler Meclisi’nin gündemine alınması dünyanın her yanındaki pek çok Ermeni’yi sevindirdi, pek çok Türk’ü üzdü. Oysa ortada Ermeniler açısından bir zafer yoktu; tıpkı tersi olsaydı Türkler açısından olmayacağı gibi. Yarın siyasi dengeler değişip, bugün soykırımı kabul eden parlamentolar kararlarını geri alırlarsa da Ermeniler ve Türkler olarak bizim sorunumuz bitmiş olmayacak. Türkler açısından en “kötü” senaryo gerçekleşse, tüm dünya ‘Ermeni tezi’ni kabul etse de Ermenilerin başı göğe ermeyecek. Tıpkı bütün ülkeler ‘Türk tezi’ne ikna edilse Türklerin ermeyeceği gibi.</p>
<p>Çünkü biz Türkler ve Ermeniler olarak baştan kaybetmişiz; bizi soylu ve zengin kılan paha biçilmez bir hazineyi yitirmişiz. Ve hiçbir siyasi başarı, bunu değiştirmeyecek; hiçbir özür ve maddî tazminat da yaşananları telafi etmeyecek.</p>
<p>Bütün bunları Ermenilerle Türklerin acılarını eşitleyip sıfırlamak için söyleyenlerden değilim. Hrant Dink’in de vurguladığı gibi, yaşananların adına ne dersek diyelim, bugün bir halk artık burada yok. Kimsenin acısını küçümsemeye veya “haydi hep beraber unutalım” demeye de hakkımız yok. Söylemek istediğim şu ki, bizim birlikte kaybettiğimiz hazine, siyaset ve hukuk terazisiyle ölçülemeyecek kadar değerliydi.</p>
<p> “Neyi kaybettiğini hatırla” diyordu şair.</p>
<p>Bu çalışma, geçmişe hep ihmâl edilen bir pencereden bakmamıza ve hatırlamamıza katkı sağlıyor. Ermenilerle Türklerin ortak tarihinin sadece kötü sayfalardan ibaret olmadığını, acısıyla tatlısıyla bin sayfalık bir romanın, felaketin damgasını taşıyan son yüz sayfasına indirgenemeyeceğini gösteriyor. O son yüz sayfa içinde bile insan olmayı veya insan kalmayı başaran Türklerle Ermenilerin hikayeleri, kalbini ve vicdanını “ulusal dava”ların aldatıcı cazibesine kurban etmeyen Ermenilerle Türkler için hatırlamayı sağlayacak önemli ipuçları anlamına geliyor. Evinde barındırdığı Ermeni çocukları kendi çocuklarından ayırmayan, onların rahat etmeleri için elinden geleni yapan dini bütün Müslüman Veysel Efendi ile hastalanan komşusunun başında İncil okuyan dini bütün Hıristiyan Şamiran Hanım, bize o kayıp dünyayı bulmamız için ışık tutuyorlar.</p>
<p>Bu yönüyle elinizdeki çalışma, barışa katkısının yanında, bütün bu yaşananlara rağmen bin sayfalık o kitabın bitmiş sayılmayacağı umudunu da pekiştiriyor. Bu vesileyle, başta Zekeriya Başkal olmak üzere, bu çalışmaya emeği geçen bütün akademisyen arkadaşlarımı kutluyorum. Onlar çok hayırlı bir iş yapıp, husumeti söndürecek ve karşılıklı anlamaya katkı sağlayacak bir çalışmaya birlikte imza attılar. Siyasetin ötesine geçerek, gölgede kalan sevgi, vefa ve merhameti mercek altına aldılar.</p>
<p>Çalışmanın bu özelliği, bilimsel yönünden çok daha önemli. Zira Türkler ve Ermeniler olarak birlikte mustarip olduğumuz “yaralı bilinç” rahatsızlığından kurtulmak için ateşe verilen geçmişin içindeki kayıp güzellikleri hatırlamaya ihtiyacımız var. Belki o zaman, birlikte kuracağımız yeni gelecek, sadece bizden sonraki kuşaklara muazzam bir armağan olmakla kalmayıp, geçmişte birbirini seven ve özleyen ninelerimizin ruhlarını da şad edebilir.</p>
<p><strong>Kitabın ayrıntılı künyesi ve Online Sipariş için</strong> <a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=MzA4&amp;kat=&amp;kat1=" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p><strong>Kitaptan örnek sayfalar için</strong> <a href="http://www.liberteblog.com/orneksayfalar/ninelerimizinkomsulari.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.liberteblog.com/2009/12/14/ninelerimizin-komsulari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liberal Düşünce Dergisi Sayı 55: Din Özgürlüğü</title>
		<link>http://www.liberteblog.com/2009/11/16/liberal-dusunce-dergisi-sayi-55-din-ozgurlugu/</link>
		<comments>http://www.liberteblog.com/2009/11/16/liberal-dusunce-dergisi-sayi-55-din-ozgurlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 15:53:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[adnan küçük]]></category>
		<category><![CDATA[amartya sen]]></category>
		<category><![CDATA[bican şahin]]></category>
		<category><![CDATA[bilal sambur]]></category>
		<category><![CDATA[burak başkan]]></category>
		<category><![CDATA[chandran kukathas]]></category>
		<category><![CDATA[din özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[dositheos anagnostopulos]]></category>
		<category><![CDATA[hasan yücel başdemir]]></category>
		<category><![CDATA[hayek]]></category>
		<category><![CDATA[laisizm]]></category>
		<category><![CDATA[liberal düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[liberal düşünce dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[orhan kemal cengiz]]></category>
		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şenol kaluç]]></category>
		<category><![CDATA[yasakçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://liberteblog.wordpress.com/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[Takdim
Liberal Düşünce Dergisi 55. sayısıyla Türkiye’nin en önemli sorunlarından din özgürlüğü konusunu muhtelif boyutlarıyla ele alan bir dosyayla size merhaba demektedir.
Dergimizin ilk yazısı, çağımızın önemli siyaset felsefecilerinden Chandran Kukathas’a ait. Kukathas, Türkiye’de çok tanınmamasına rağmen Liberal Archipelago isimli eseriyle günümüz siyaset biliminde çığır açan bir isimdir. Kukathas’ın Ahlâkî Evrenselcilik ve Kültürel Farklılık makalesini Mustafa Erdoğan’ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://liberteblog.wordpress.com/2009/11/16/liberal-dusunce-dergisi-sayi-55-din-ozgurlugu/" target="_self"></a>Takdim</strong></p>
<p><a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=MzAx&amp;kat=&amp;kat1=" target="_blank">Liberal Düşünce Dergisi 55. sayısı</a>yla Türkiye’nin en önemli sorunlarından din özgürlüğü konusunu muhtelif boyutlarıyla ele alan bir dosyayla size merhaba demektedir.</p>
<p>Dergimizin ilk yazısı, çağımızın önemli siyaset felsefecilerinden Chandran Kukathas’a ait. Kukathas, Türkiye’de çok tanınmamasına rağmen Liberal Archipelago isimli eseriyle günümüz siyaset biliminde çığır açan bir isimdir. Kukathas’ın Ahlâkî Evrenselcilik ve Kültürel Farklılık makalesini Mustafa Erdoğan’ın çevirisiyle ülkemiz fikir hayatının istifadesine sunuyoruz.<span id="more-160"></span></p>
<p>Hasan Yücel Başdemir, Optimum Değerler Olarak Din Özgürlüğü ve Laiklik isimli makalesinde, laikliği bir değer olmaktan ziyâde, farklılıkların barış içinde birarada yaşamasına imkân veren bir araç olarak değerlendirmektedir. Başdemir’in bu çalışması, laiklik tartışmalarına liberal açıdan çok ciddî bir katkıda bulunmaktadır. Onu tâkiben, Bilal Sambur, Türkiye’de Din Özgürlüğü, Resmi İdeoloji ve Laisizm çalışmasıyla Türkiye’nin din özgürlüğü açısından temel problem alanlarını incelemekte ve bu problem alanlarının arka planında laisizm ve resmî ideoloji olduğu saptamasında bulunmaktadır. Adnan Küçük ise, AB Üyesi Bazı Ülkeler ile ABD ve Türkiye’de Din Eğitim ve Öğretiminin Hukukî Çerçevesi başlığını taşıyan çalışmasıyla bu ülkelerde din eğitimi mevzuatının ve uygulamasının nasıl olduğunu ortaya koymakta ve bize dünyada din eğitimi alanında farklı ve sivil modellerin olduğunu göstererek bu konudaki arayışlara önemli referanslar sunmaktadır.</p>
<p>Özgürlük ve İnsan Hakları açısından Alevilik Sorunu başlıklı bir başka çalışmasıyla, Bilal Sambur, Alevi açılımının tartışıldığı bugünlerde soruna çoğulcu ve özgürlük perspektifinden nasıl yaklaşılabileceğine dair bir denemede bulunmaktadır. Alevilikle ilgili basmakalıp düşünceleri eleştiren Sambur, sivil ve özgürlükçü bir perspektifin çerçevesini çizmektedir. Başörtüsü sorunu da ülkemizin âcilen çözmesi gereken bir insan hakları sorunudur. Burak Başkan, Başörtü Sorunu ve Meşrulaştırılamayan Yasakçılık isimli yazısıyla ülkemizdeki yasakçı zihniyetin argümanlarını tek tek ele almakta ve yasakçı söylemlerin bir mit ve illüzyondan öte bir anlam taşımadığını etkileyici bir şekilde tartışmaktadır.</p>
<p>Bican Şahin, Bir Liberalin Vicdanı: Pierre Bayle’ın Vicdan Özgürlüğü Savunusu konulu çalışmasıyla bizi Pierre Bayle ile tanıştırmaktadır. Bayle, vicdan özgürlüğü konusunda önemli tezlere sahip liberal bir filozoftur. Bayle hakkında ülkemizde şimdiye kadar kayda değer bir çalışma yapılmadığını dikkate aldığımızda, Şahin’in çalışması fikir dünyamıza yapılan önemli bir katkı olarak değerlendirilmeyi hak etmektedir.</p>
<p>Amartya Sen’in Harvard Review’de yayınlanan ilgili bir  makalesi Özlem Çağlar Yılmaz’ın çevirisiyle dosyamızı zenginleştirmektedir. Evrensel Doğrular: İnsan Hakları ve Batılılaştırma Yanılgısı başlıklı makale insan haklarının evrensel bir değer olduğuna, insan hakları gibi değerlerin oluşumuna insanlık medeniyetinin değişik kültür havzalarının katkısının gözardı edilmemesi gerektiğine dikkatimizi çekmektedir.</p>
<p>Gayrimüslimler hakkında ülkemizde çok söz söylenmesine rağmen, onlarla ilgili düşüncelerimizi resmî zihniyetin sınırlamalarından kurtarma konusunda çok başarısız olduğumuzu söyleyebiliriz. Orhan Kemal Cengiz, Türkiye’de Gayrimüslimler ve Azınlık Politikaları isimli yazısıyla bize bu konuya dair düşüncelerimizi sorgulamanın gerekliliğini hatırlatmaktadır. LDT Alevi Bektaşi Araştırmaları Merkezi Direktörü Şenol Kaluç ise, Yarı Milliyetçi-Yarı Dindar Türkler isimli denemesiyle bilincimizin yaralı hâlini analiz etmektedir. Din özgürlüğü dosyamızın son parçası olarak, Özkan Genç’in Fener Rum Patrikhanesi Basın Sözcüsü ile yapmış olduğu röportaj, bize Heybeliada Ruhban Okulu ve Patrikhanenin statüsü hakkında, soruna birinci dereceden muhatap bir ağızdan dinleme imkânı vermektedir.</p>
<p>Dergimizin dosya dışı önemli bir yazısı kısa bir süre önce kaybettiğimiz siyaset felsefecisi Norman Barry hakkındadır. Mustafa Erdoğan, Norman Barry’nin Siyaset Felsefesine Katkısı isimli çalışmasıyla Barry’nin fikir dünyasının zenginliğini önümüze koymakta ve Barry’nin eserlerine ilgi duyanlar için faydalı bir rehber sunmaktadır.<br />
20. Yüzyıl’ın önemli liberal filozoflarından F. A. Hayek’in Liberalizm isimli kapsamlı makalesini Ünsal Çetin’in çevirisiyle Türkçe okuyucuların ilgisine sunuyoruz. Bu yazı, liberalizmin ne olduğu sorusuna son derece tatmin edici cevap ve düşünceleri içermektedir.</p>
<p>Görüldüğü üzere Liberal Düşünce dergisinin 55. sayısı zengin, derinlikli ve kapsamlı yazılardan oluşmaktadır. Liberal Düşünce, bu sayıyla ülkemizdeki din özgürlüğü tartışmalarına köklü bir katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, Liberal Düşünce bu sayısıyla formunda da farklılığa gitmiştir. Kapak ve iç tasarımıyla Liberal Düşünce sizi hem düşünsel hem de görsel bir ziyafete davet etmektedir.</p>
<p>Sizi Liberal Düşünce ile baş başa bırakıyor ve özgür okumalar diliyoruz.</p>
<p><strong>Sayı Editörü</strong></p>
<p><em>Bilal Sambur</em></p>
<p><strong>İçindekiler</strong></p>
<p>Ahlâkî Evrenselcilik ve Kültürel Farklılık / Chandran Kukathas</p>
<p>Optimum Değerler Olarak Laiklik ve Din Özgürlüğü / Hasan Yücel Başdemir</p>
<p>Türkiye’de Din Özgürlüğü, Laisizm ve Resmî İdeoloji / Bilal Sambur</p>
<p>AB Üyesi Bazı Ülkeler ile ABD ve Türkiye’de Din Eğitim ve Öğretiminin Hukukî Çerçevesi / Adnan Küçük</p>
<p>Özgürlük ve İnsan Hakları Açısından Alevîlik Problemi / Bilal Sambur</p>
<p>Başörtüsü Sorunu ve Meşrulaştırılamayan Yasakçılık / Burak Başkan</p>
<p>Bir Liberalin Vicdanı: Pierre Bayle’in Vicdan Özgürlüğü Savunusu / Bican Şahin</p>
<p>Evrensel Doğrular: İnsan Hakları ve Batılılaştırma Yanılgısı / Amartya Sen</p>
<p>Türkiye’de Gayrimüslimler ve Azınlık Politikaları / Orhan Kemal Cengiz</p>
<p>Yarı Milliyetçi-Yarı Dindar Türkler / Şenol Kaluç</p>
<p>“Aslolan Liberal Zihniyetin Devamıdır / Dositheos Anagnostopulos</p>
<p>Norman Barry’nin Liberal Siyasete Katkısı / Mustafa Erdoğan</p>
<p>Liberalizm / Friedrich August von Hayek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.liberteblog.com/2009/11/16/liberal-dusunce-dergisi-sayi-55-din-ozgurlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ergun Özbudun&#039;dan Türkiye&#039;nin Anayasa Krizi&#8230;</title>
		<link>http://www.liberteblog.com/2009/10/29/prof-dr-ergun-ozbudundan-turkiyenin-anayasa-krizi/</link>
		<comments>http://www.liberteblog.com/2009/10/29/prof-dr-ergun-ozbudundan-turkiyenin-anayasa-krizi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 13:07:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[ergun özbudun]]></category>
		<category><![CDATA[liberte yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[sivil anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[sivil anayasa komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin anayasa krizi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman gazetesi yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://liberteblog.wordpress.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[
Prof. Dr. Ergun Özbudun&#8217;un yeni kitabı Türkiye&#8217;nin Anayasa Krizi kitapçılarda.
Kitap, Türkiye&#8217;nin anayasa tarihinde önemli bir dönüm noktası olacak bir dönemin notlarından oluşuyor.
Türkiye, son on yılını çözemediği problemlerini tartışarak geçirdi. Bu on yılda, seksen yıldır çözemediği problemleri en azından &#8220;tartışabildi&#8221; ama çözüm yolunda pek fazla yol alamadı.  Son yıllarda bütün kronik problemlerinde çözüme çok yakın bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=Mjk5&amp;kat=&amp;kat1="></a><a href="http://www.liberte.com.tr/incele.php?id=Mjk5&amp;kat=&amp;kat1="><img class="alignleft" title="Türkiye'nin Anayasa Krizi - Ergun Özbudun" src="http://www.liberte.com.tr/resimler/k1-299.jpg" alt="" width="188" height="300" /></a><br />
Prof. Dr. Ergun Özbudun&#8217;un yeni kitabı Türkiye&#8217;nin Anayasa Krizi kitapçılarda.</p>
<p>Kitap, Türkiye&#8217;nin anayasa tarihinde önemli bir dönüm noktası olacak bir dönemin notlarından oluşuyor.</p>
<p>Türkiye, son on yılını çözemediği problemlerini tartışarak geçirdi. Bu on yılda, seksen yıldır çözemediği problemleri en azından &#8220;tartışabildi&#8221; ama çözüm yolunda pek fazla yol alamadı.  Son yıllarda bütün kronik problemlerinde çözüme çok yakın bir durumda çünkü artık bu sorunlar sarmalı içinde daha fazla debelenme şansı yok. Çok fazla zamanımız yok, bir tercih yapmak zorundayız; ya sorunlarımızı bir an önce çözüp modern dünyaya entegre olacağız, ya da sorunlarını çözememiş, modern dünyadan kopmuş, ortadoğu coğrafyasının  &#8220;kaos içindeki egzotik ülkeleri&#8221;nden herhangi biri olarak, bu son treni de kaçırmış olacağız.<span id="more-149"></span></p>
<p>Sivil anayasa tartışmaları, halen bir &#8220;darbe anayasası&#8221; ile yönetilmemizin, bir nevi bütün sorunlarımızın temelinde yatan, her sorunun &#8220;bir yerinde&#8221; varolan, çözmemiz gereken en önemli sorunlarımızdan biri olduğunu gösterdi. Mevcut sorunların üstesinden gelmek için öncelikle darbe döneminin miraslarından kurtulmamız gerektiğini gösterdi.</p>
<p>Prof. Özbudun başkanlığındaki heyetin hazırladığı taslak, sorunların gittikçe giriftleştiğini gören her sağduyulu vatandaş tarafından önemsendi ve heyecanla takip edildi. Bu dönemde, doğal olarak çokça tartışıldı da. Özbudun&#8217;un bu kitaptaki yazıları, bu dönemin bir muhasebesi gibi&#8230;</p>
<p>Bir gün bir sivil anayasamız olursa, ya da bir gün bir sivil anayasamız &#8220;olamazsa&#8221;, ne olup bittiğini merak edecekler için bu kitap, içerden ve birinci elden durumu izah eden kıymetli bir kaynak olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.liberteblog.com/2009/10/29/prof-dr-ergun-ozbudundan-turkiyenin-anayasa-krizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>liberte.com.tr açıldı!&#8230;</title>
		<link>http://www.liberteblog.com/2009/10/16/liberte-com-tr-acildi/</link>
		<comments>http://www.liberteblog.com/2009/10/16/liberte-com-tr-acildi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 15:19:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Adres Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[fincan yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[liberte yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[liman kitapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://liberteblog.wordpress.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[İnternet sitemiz şık tasarımı ve yeni sistemiyle açıldı.
Yeni bir sistem kurulan sitemizi, görsel olarak da daha kullanışlı bir hale getirdik.
Sitenin teknik altyapısı ve temel tasarımı İnAjans tarafından yapıldı. Sanat Yönetmenimiz Muhsin Doğan&#8216;ın tasarladığı bannerlerle de bu tasarımı zenginleştirdik. 
Artık sitemizden yüksek güvenlik önlemleri altında online alışveriş yapabilirsiniz.
Tabii tam anlamıyla işimiz bitmedi sitede. Üstteki bannerden de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet sitemiz şık tasarımı ve yeni sistemiyle açıldı.</p>
<p>Yeni bir sistem kurulan sitemizi, görsel olarak da daha kullanışlı bir hale getirdik.</p>
<p>Sitenin teknik altyapısı ve temel tasarımı <a href="http://www.inajans.com" target="_blank">İnAjans</a> tarafından yapıldı. <em>Sanat Yönetmenimiz</em> <strong>Muhsin Doğan</strong>&#8216;ın tasarladığı bannerlerle de bu tasarımı zenginleştirdik. <span id="more-145"></span></p>
<p>Artık sitemizden yüksek güvenlik önlemleri altında online alışveriş yapabilirsiniz.</p>
<p>Tabii tam anlamıyla işimiz bitmedi sitede. Üstteki bannerden de görebileceğiniz gibi &#8220;inşaat&#8221;a son halini vermekle meşguluz. Temel olarak altyapısı ve görselleri ile hizmete giren sitenin biraz daha mesaiye ihtiyacı olacak. Ancak bunlar süreç içerisinde yapılacak.</p>
<p>Sitemizde güzel vakit geçireceğinizi umuyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.liberteblog.com/2009/10/16/liberte-com-tr-acildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liberal Düşünce&#039;nin yeni sayı hazırlıkları başladı</title>
		<link>http://www.liberteblog.com/2009/08/31/liberal-dusuncenin-yeni-sayi-hazirliklari-basladi/</link>
		<comments>http://www.liberteblog.com/2009/08/31/liberal-dusuncenin-yeni-sayi-hazirliklari-basladi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 14:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[din özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[liberal düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[liberal düşünce dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[liberte yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://liberteblog.wordpress.com/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[ 
Liberal Düşünce Dergisi’nin 55. sayısı için hazırlıklar başladı.
Kürt Meselesi, Kriz, Mülkiyet gibi konulardan sonra, bu sayıda Din Özgürlüğü ve Liberalizm üzerine yoğunlaşan derginin sayı editörlüğünü Bilal Sambur ve Bican Şahin yaptı.
Geçen sayıda kapak tasarımı değiştiren Liberal Düşünce, bu sayıda da iç tasarımını değiştiriyor. Genel mizanpajda farklılıkların yanı sıra yazı fontunda da değişiklik yapıldı.
Liberal Düşünce, yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em> </em></p>
<p style="text-align:left;"><em>Liberal Düşünce Dergisi</em>’nin 55. sayısı için hazırlıklar başladı.</p>
<p>Kürt Meselesi, Kriz, Mülkiyet gibi konulardan sonra, bu sayıda<strong> Din Özgürlüğü ve Liberalizm</strong> üzerine yoğunlaşan derginin sayı editörlüğünü Bilal Sambur ve Bican Şahin yaptı.</p>
<p>Geçen sayıda kapak tasarımı değiştiren Liberal Düşünce, bu sayıda da iç tasarımını değiştiriyor. Genel mizanpajda farklılıkların yanı sıra yazı fontunda da değişiklik yapıldı.</p>
<p><em>Liberal Düşünce</em>, yeni sayısında çok daha rahat okunur ve görsel olarak daha şık bir mizanpajla okuyucusunun karşısına çıkacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.liberteblog.com/2009/08/31/liberal-dusuncenin-yeni-sayi-hazirliklari-basladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
